Açgözlülük Bir Deyim Mi? Farklı Yaklaşımlar ve Tartışmalar
Açgözlülük… Hepimizin hayatında karşılaştığı, belki de çoğumuzun zaman zaman içinden çıkamadığı bir kavram. Ama bu kelime, aslında sadece kişisel bir özellik mi? Yoksa bizler için bir deyim haline mi gelmiş? Bu yazıda, “açgözlülük bir deyim mi?” sorusunu birkaç farklı açıdan ele alacağım. Hem mühendislik perspektifinden hem de insani bakış açısından bu konuyu değerlendireceğim, çünkü içimdeki mühendis ve içimdeki insan tarafı birbirine zıt şeyler söylüyor. Belki de bu yüzden bu konuyu yazmaya karar verdim.
Açgözlülük: Bir İnsan Özelliği Mi, Bir Deyim Mi?
İçimdeki mühendis şöyle diyor: “Açgözlülük, doğrudan bir insan özelliğidir. Bu, insanların hayatta kalma ve kaynakları en verimli şekilde kullanma güdüsünden kaynaklanır. Genetik olarak bu eğilim bizlere yerleşmiştir.” İnsan doğasında olan bu özellik, bazen bencillik ya da kendini ön plana çıkarma olarak görünebilir. Mühendislik açısından bakınca, bu, evrimsel bir perspektife dayanır. İnsan, hayatta kalmak için her zaman daha fazlasını arayacak, bu da ona daha fazla sahip olma arzusunu getirecektir. Yani, açgözlülük bir bakıma biyolojik bir eğilimdir.
Ama dur, içimdeki insan tarafı da devreye giriyor: “Açgözlülük sadece biyolojik bir özellik olarak mı görülmeli? Belki de toplum olarak kabul ettiğimiz normlara göre değişen bir deyimdir. Çünkü açgözlülük, kültürel olarak da şekil alır. Herkesin açgözlülük tanımı farklı olabilir, bazen bu tamamen bir değer yargısına dönüşür.”
Bu noktada, insanın açgözlülük konusunda toplumdan topluma, hatta bireyden bireye farklı algılandığını fark ediyorum. Örneğin, batılı kültürlerde daha çok bireysel başarının ödüllendirildiği ve daha fazla sahip olmanın “başarı” olarak görüldüğü bir yapıya sahipken, Doğu toplumlarında bu tür bir açgözlülük, daha olumsuz bir şekilde algılanabilir.
Deyim Olarak Açgözlülük: Kötü Bir Alışkanlık mı?
Şimdi biraz da dilsel bakış açısına geçelim. Açgözlülük, gerçekten de bir deyim mi? İçimdeki mühendis, konuyu daha fazla teorik ve dilsel açıdan ele alıyor: “Evet, açgözlülük günümüzde toplum tarafından genellikle kötü bir özellik olarak kabul ediliyor ve bu da onun bir deyim haline gelmesine yol açıyor. Bir kelime, zaman içinde toplumun değerleriyle şekillenir. Eğer bir şey olumsuz bir özellik olarak algılanıyorsa, doğal olarak deyimleşir.”
Ancak içimdeki insan yine devreye giriyor: “Peki, bu deyim gerçekten yerinde mi? Bizim toplumumuzda ‘açgözlü olmak’, çok istemek ve çaba göstermek anlamında da kullanılıyor. Bu, bazen yanlış anlaşılabilir. İnsanlar bazen bir hedefe ulaşmak için çok çalışabilir, bu da açgözlülük gibi bir izlenim bırakabilir. Ama bu, bir anlamda hırs da olabilir. İnsan, hayatta daha fazlasını istemek için nasıl bir sınır çizmelidir?”
Bu noktada, açgözlülüğün deyimleşmiş olmasının belki de toplumun değerleriyle doğrudan ilişkili olduğunu kabul ediyorum. Açgözlülük, kötü niyetli ve bencil bir tutum olarak toplumda yerleşmiş bir deyim olabilir. Ancak, bazen bu kelime, sadece bir hedefe ulaşmak için gösterilen çabanın yansıması olarak da algılanabilir.
Açgözlülük: İleriye Dönük Bir Kavram Olarak Ne Anlama Geliyor?
Şimdi de gelecek perspektifinden bakmak gerek. İleriye dönük olarak açgözlülük kavramı, aslında bizim toplumumuzda nasıl bir dönüşüm geçirebilir? İçimdeki mühendis, konuya biraz daha analitik yaklaşıyor: “Teknolojik gelişmeler ve yeni endüstriler, insanların daha fazla şey istemesine olanak tanıyacak. Yani, gelecekte açgözlülük daha çok bir motivasyon aracı haline gelebilir. Çünkü daha fazla sahip olmak, daha fazla kazanmak, aslında bir tür başarı göstergesi olarak kabul edilebilir.”
Ama içimdeki insan tarafı yine duraksıyor: “Bununla birlikte, teknolojinin ve gelişen toplumların, insanların değer algılarını nasıl değiştireceğini de göz önünde bulundurmalıyız. Gelecekte insanlar, daha fazla mal ve mülk sahibi olmak yerine, daha fazla deneyim ve anlam arayışı içinde olabilirler. O zaman, açgözlülük daha çok manevi bir arayışa dönüşebilir. Ya da belki de ‘açgözlülük’ kelimesi, tamamen yeniden tanımlanır.”
Burada gelecekte açgözlülüğün toplumda nasıl şekilleneceği sorusu, bence çok önemli bir yer tutuyor. İnsanlar, giderek daha fazla mal ve mülk peşinde koşmak yerine, manevi değerleri ve toplumsal faydayı daha çok önemseyebilir. Ancak yine de, bu değişimlerin nasıl gerçekleşeceği belirsiz. Gelecekte açgözlülük kavramı yerini farklı bir anlam ve yaklaşıma bırakabilir mi? Ya da belki de teknoloji ve bireysel özgürlüklerin daha da arttığı bir dünyada, açgözlülük, daha önce hiç olmadığı kadar yaygın bir şekilde kabul görebilir.
Sonuç: Açgözlülük Bir Deyim Mi?
Açgözlülük, şu an için çoğunlukla olumsuz bir özellik olarak kabul edilse de, bu kavramın hem biyolojik hem de kültürel bir temeli olduğunu görebiliyoruz. Hem mühendislik hem de insani bakış açılarından incelediğimizde, açgözlülük aslında sadece kişisel bir özellik olmaktan çok, toplumun değer yargıları ve zamanla şekillenen bir deyim haline gelmiş bir kavram. Gelecekte, belki de açgözlülük kelimesi, yeni anlamlar kazanarak toplumdaki insan ilişkilerini ve bireysel hedefleri yeniden şekillendirecek. Ama ne olursa olsun, bir deyim olarak açgözlülük hala çok katmanlı bir kavram olmaya devam edecek.