Haritayı Çizene Ne Denir? Bir İzmirli Gençten Mizahi Bir Bakış
İzmir’de yaşayan, 25 yaşında, gününü esprilerle geçirmeyi seven, fakat içsel bir felsefi derinlik peşinde sürekli bir düşünme halinde olan bir genç olarak bazen kendimi biraz fazla ağırdan alıyorum. Ama olsun, mizah işte bu noktada devreye giriyor. Çünkü bazı sorular var ki, ciddi ciddi düşünmeye başladığında saçmalamadan duramıyorsun. Mesela, haritayı çizene ne denir? Haydi, bunun cevabını birlikte arayalım!
Harita Çizmek: Basit Bir İş Mi, Yoksa Büyük Bir Sanat Mı?
Şimdi, harita çizmek deyince ne düşünüyorsunuz? Birisi bir kağıda, birkaç dağ, nehir, yol çizer ve biz buna harita deriz, öyle mi? Evet, aslında kısaca öyle diyebiliriz. Ama ya bu harita, bir maceranın başlangıcıysa? Ya bu harita, bilinmeyen bir dünya haritasıysa? Ya da ne bileyim, harita sadece bir yol gösterici değil de, aynı zamanda bir sanat eseri ise?
Evet, her şey bu kadar basit değil. Harita çizmek, özellikle eski zamanlarda bir hayatta kalma meselesi, bir yolculuk planıydı. Yani harita çizen kişi sadece kağıda bir şeyler çizen biri değildi. O, bir dünyayı yaratıyordu. O kişi, “Haritayı çizene ne denir?” sorusunun cevabını bulamamıştı, çünkü her harita çizenin adı farklıydı. Biri sadece “çizer”, diğeri “kaşif”, bir diğeri de “yol gösterici” olarak tanımlanıyordu. Ama asıl derdi haritanın doğru olup olmadığıydı.
Hadi bir küçük diyalog yapalım.
Ben: “Haritayı çizen kişi ne denir?”
Arkadaşım: “Bir haritacı mı?”
Ben: “Ama sen haritayı çizdiğinde, ‘Ben haritacıyım!’ demiyorsun, değil mi?”
Arkadaşım: “Yok ya, ‘Ağır haritacıyım!’ falan demek gereksiz, biz İzmirliyiz, fazla formal olmaya gerek yok.”
İşte tam da bu noktada, haritayı çizen kişinin adı bu kadar basit olmamalı. O kadar işlevsel ve önemli bir iş yapıyorken, bir “çizer” olmasına izin vermek adaletsizlik olurdu, değil mi?
“Haritacı” mı, “Kaşif” mi?
Bazen harita çizmek, sadece bir noktayı birleştirip noktalar arasında yollar yaratmaktan ibaret olmuyor. Düşünsenize, eskiden harita çizenler çoğunlukla kaşiflerdi. Sadece “yola devam et” demek yetmiyordu, kaybolmuş toprakları keşfetmek, kaybolmuş şehirleri bulmak gerekiyordu.
Bunun farkında mısınız? Haritayı çizen kişi, aslında bir tür yol göstericiydi. “Haritayı çizene ne denir?” sorusunun cevabına gelince, eski zamanlarda bu kişi aynı zamanda bir kahraman, bir kaşifti. Bunu modern dünyada uygulamaya kalktığınızda ise, bir anda gülünç oluyorsunuz. Çünkü günümüzde harita yapmak o kadar basit ki; Google Maps var, harita çizerken elinize kalem bile almanıza gerek yok.
Fakat, eski haritaları incelediğinizde, her bir çizginin ve işaretin derin bir anlam taşıdığını fark edersiniz. Örneğin, 16. yüzyıldan kalma bir haritada, denizin ne kadar tehlikeli olduğuna dair işaretler vardır. Dalgaların şekli ve okyanusların derinlikleri, birer tehlike mesajıdır.
O yüzden, eski harita çizenlere bir bakın, bir de günümüz haritacılarının haline. Modern bir haritacı, “Bunu nereye koyayım?” diye düşünürken, eski haritacılar “Burada bir dev var, burada bir deniz canavarı var, burada ise bilinmeyen bir ada var” diye düşünürlermiş. Ve o adaya yolculuk yapmak da gerçekten cesaret istermiş. “Haritayı çizene ne denir?” sorusunun belki de en doğru cevabı, bir kaşifti. Hatta belki biraz “delikanlı” bile denebilirdi.
Günümüz Harita Çizenleri: Google Maps’i Çizenler
Bugün harita çizen kişi demek, genellikle Google Maps’i güncelleyen kişi demek oluyor. Şimdi, bununla dalga geçmek istiyorum. Tabii ki Google Maps’in ne kadar faydalı olduğunu biliyoruz ama düşünsenize, bir harita çizerken elinize bir çizecek alıp, birkaç çizgi çiziyorsunuz ve ardından “Harita hazır!” diyorsunuz. Hadi ya, bu kadar basit olmamalı!
Ben bazen arkadaşlarıma diyorum ki, “Haritayı çizen kişi o kadar işin içinde ki, yolda kaybolduğunda bile, ‘Burası benim çizdiğim harita!’ diyebilir.” Bunu dediğimde, genelde şöyle bir bakış alıyorum. “Evet, tabi, çok mantıklı” diyorlar, sonra kendi işlerine devam ediyorlar.
Tabii, bir İzmirli olarak, harita çizenlerin, genellikle bizim gibi gezgin ruhlu insanlar olduğunu söylemeliyim. Bu insanlar bir köşede oturmazlar, sürekli hareket halindedirler. “Haritayı çizene ne denir?” sorusu sorulduğunda, aslında “Gezgin” cevabı da uygun olur. Çünkü her harita, bir yolculuk izini bırakır.
“Harita Çizen” ve “Yolculuk” Arasındaki Bağlantı
Sonuçta harita çizen kişi, bir yeri keşfeder ve bu keşfi başkalarına sunar. Burada önemli olan şey, haritayı çizmek değil, haritanın kimin elinde olduğudur. Zamanla, harita çizen kişi bir hikayeciye dönüşebilir. Hatta harita çizmek bir tür öykü anlatmaya dönüşebilir. “Haritayı çizene ne denir?” sorusu da aslında bir hikaye sorusuna dönüşür: “Kimse burayı keşfetmeden önce, bu yer nasıl bir yerdi?”
Evet, mizahı birazcık daha ciddileştirip buraya bağlayalım. Haritayı çizen kişi, sadece yolları çizmekle kalmaz, bir şekilde bu yollarda yürüyen kişilerin de izlerini bırakır. Harita çizen kişi, o haritayı kullanan kişilerin hikayelerinin de bir parçasıdır.
Sonuç: Haritayı Çizen Kişinin Yeri ve Anlamı
Haritayı çizen kişi, her zaman bir “çizer” veya “geometri uzmanı” değildir. O, bir yol gösterici, bir kaşif, hatta bir hikaye anlatıcısıdır. Günümüzde belki işini biraz daha teknolojik araçlarla yapan biri olabilir, ancak o eski haritaların arkasındaki ruhu, yarattığı dünyanın gizemini taşımazsa, o harita eksik olur. Bu yüzden, haritayı çizen kişiye bazen “gezgin”, bazen “kahraman”, bazen de “hikaye anlatıcısı” denir.
Ve belki de bir gün, bir harita çizerken düşünebiliriz: “Acaba bu harita bir yolculuğa mı çıkarmalıyım, yoksa bu sadece bana mı ait kalacak?”
O zaman, “Haritayı çizene ne denir?” diye sorduğumuzda, belki de cevabımız: “Büyük bir hayalperest.”